Tarih kitapları bize feodalizmin yüzyıllar önce bittiğini, Sanayi Devrimi ile kapitalizmin geldiğini ve özgür bireyler olduğumuzu söyler. Ancak ekonomist Yanis Varoufakis‘e göre, tarih tekerrür etmiyor; sadece “işletim sistemi” güncelleniyor.
Bugün yaşadığımız şeye kapitalizm demek giderek zorlaşıyor. Çünkü kapitalizm, “piyasalar” ve “kâr” üzerine kuruludur. Oysa bugün ekonomiyi piyasalar değil, devasa dijital platformlar yönetiyor. Kârın yerini ise “rant” (kira) alıyor.
Hoş geldiniz, yeni Orta Çağ’a. Burası Tekno-Feodalizm çağı. Burada toprak yok, “Bulut” (Cloud) var. Toprak ağaları yok, “Dijital Lordlar” (Big Tech) var. Ve ne yazık ki, bu hikayedeki köylüler (serfler) biziz.
Piyasaların Ölümü: Amazon Bir Pazar Yeri Değildir
Eskiden bir pazara gittiğinizde, satıcı ve alıcı serbestçe etkileşime girerdi. Bugün Amazon’a, Facebook’a veya App Store’a girdiğinizde, kamusal bir pazara girmiyorsunuz. Birinin özel mülküne giriyorsunuz.
Bu platformlar, Jeff Bezos veya Mark Zuckerberg gibi “Lordların” derebeyliğidir.
- Neyi göreceğinize onlar karar verir (Algoritma).
- Kimin satış yapabileceğine onlar karar verir.
- Her işlemden “haraç” (komisyon) keserler.
Bu bir serbest piyasa değildir; bu, kurallarını tek bir kişinin koyduğu dijital bir tımardır. Eğer Lord (Apple, Google) sizi sevmezse, dükkanınızı (uygulamanızı) bir gecede silebilir. Tıpkı bir derebeyinin köylüyü toprağından atması gibi.
[Link: Kontrol İllüzyonu: Yapay Süper Zeka (ASI) İnsanlığın Son İcadı mı Olacak?]
Dijital Serflik: Bedava Çalışan Köleler
Feodalizmde köylüler (serfler), lordun toprağında yaşamak ve korunmak karşılığında ürünlerinin bir kısmını ona verirdi. Bugün biz ne yapıyoruz?
Instagram, TikTok veya X (Twitter) kullanırken “ücretsiz” olduğunu sanıyoruz. Oysa bu platformlarda geçirdiğimiz her saniye, veri üretiyoruz.
- Paylaştığımız fotoğraflar.
- Yazdığımız yorumlar.
- İzlediğimiz videolar.
Bu içerikleri üreten biziz (emek), ancak bu emeğin yarattığı değeri (reklam geliri, borsa değeri) platformun sahibi olan Lord alıyor. Bizler, “dikkatimizi” ve “verimizi” vererek, onların dijital arazisinde var olma hakkı kazanıyoruz. Biz, 21. yüzyılın Bulut Serfleri (Cloud Serfs) yiz.

Mülkiyetin Sonu: “Hiçbir Şeye Sahip Olmayacaksınız”
Tekno-feodalizmin en korkutucu yönü, mülkiyet kavramının yok oluşudur. Eskiden bir plak, bir film kaseti veya bir araba aldığınızda, o sizindi. İstediğiniz gibi kullanır, satar veya parçalardınız.
Şimdi ise “Abonelik Ekonomisi” (Subscription Economy) var.
- Spotify’daki müzikler sizin değil; aboneliği kestiğiniz an hepsi gider.
- Steam kütüphanenizdeki oyunlar size ait değil; sadece “oynama lisansı”nız var.
- Hatta modern arabalarda (BMW örneği gibi), koltuk ısıtmayı kullanmak için bile aylık kira ödemeniz gerekebilir.

Dünya Ekonomik Forumu’nun o meşhur (ve yanlış anlaşılan) “2030’da hiçbir şeye sahip olmayacaksınız ve mutlu olacaksınız” sloganı, aslında bir distopyanın habercisidir. Her şeyin kiralık olduğu bir dünyada, kirayı ödeyemediğiniz an hayatınızın fişi çekilir.
Dijital Surlar ve Kale Kapıları
Her feodal lordun kalesi ve surları vardı. Bugünün surları, “Walled Garden” (Duvarlarla Çevrili Bahçe) dediğimiz ekosistemlerdir.
Apple ekosistemine girdiğinizde (iPhone, iCloud, Apple Watch), dışarı çıkmak (Android’e geçmek) inanılmaz maliyetli ve zordur. Tüm verileriniz, fotoğraflarınız ve satın aldığınız uygulamalar o kalenin içinde rehin kalır. Lordlar, serflerinin başka bir lordun arazisine kaçmasını engellemek için surları her geçen gün yükseltiyor.
Bu sistemde “Sıfır Güven” (Zero Trust) bile sizi koruyamaz, çünkü tehdit dışarıdan değil, bizzat kalesine sığındığınız lorddan gelmektedir.
[Link: Sıfır Güven (Zero Trust): Dijital Kalenin Surları Yıkıldı mı?]
Veri Vergisi ve İnovasyonun Sonu
Kapitalizm, rekabet sayesinde inovasyonu (yeniliği) teşvik ederdi. Tekno-feodalizmde ise inovasyon yavaşlar. Neden? Çünkü dijital lordlar, üretim yaparak değil, başkalarının üretiminden rant (kira) toplayarak zenginleşir.
App Store’daki %30’luk komisyon (“Apple Vergisi”), dijital dünyanın öşür vergisidir. Bir girişimci ne kadar harika bir uygulama yaparsa yapsın, başarısının büyük kısmını lorda vermek zorundadır. Bu durum, küçük girişimcileri ezer ve gücü sadece tepedeki birkaç devin elinde toplar.
Sonuç: Kaleyi Yıkmak Mümkün mü?
Feodalizmden kapitalizme geçiş, Sanayi Devrimi ve burjuva sınıfının yükselişiyle olmuştu. Tekno-feodalizmden çıkış nasıl olacak?
Şu an için ufukta iki yol görünüyor:
- Web3 ve Merkeziyetsizlik: Verinin ve mülkiyetin kullanıcılarda olduğu, blokzincir tabanlı yeni bir internet inşası. (Ancak bu alan da hızla yeni lordlar tarafından ele geçiriliyor).
- Düzenleyici Giyotinler: Devletlerin uyanıp, bu dijital devleri “kamusal hizmet” (utility) olarak sınıflandırması ve parçalaması.
Eğer bu iki yoldan biri işe yaramazsa, dijital kalelerin gölgesinde yaşamaya, verimizi ekip biçmeye ve asla sahip olamayacağımız bir hayatın kirasını ödemeye devam edeceğiz.
[Link: Kuantum Kıyameti (Q-Day): Dünyadaki Tüm Sırların Açığa Çıkacağı O Gün]
❓ Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Tekno-Feodalizm kapitalizmden neden farklıdır? Kapitalizmde ana itici güç kârdır ve piyasalarda rekabet vardır. Tekno-Feodalizmde ise ana güç “rant”tır (platform kirası) ve piyasalar yerini tekelleşmiş platformlara (fiefdoms) bırakmıştır.
2. Biz gerçekten “köle” miyiz? Klasik anlamda zincire vurulmuş köleler değiliz (serf daha doğru bir tabir). Ancak dijital varlığımız, verilerimiz ve iletişimimiz tamamen platform sahiplerinin lütfuna bağlıdır. Hesabınız kapatıldığında dijital olarak “ölürsünüz”.
3. Bu sistemden kaçabilir miyim? Tamamen kaçmak çok zordur (dijital münzevi olmak gerekir). Ancak Açık Kaynak (Open Source) yazılımlar kullanmak, verilerinizi yerel disklerde saklamak ve merkeziyetsiz platformları denemek, zincirleri biraz olsun gevşetebilir.
Dış Link Önerisi: Yanis Varoufakis – Techno Feudalism Book Review








