Nietzsche, 19. yüzyılda “Tanrı öldü” dediğinde, insanlığın oluşacak boşluğu neyle dolduracağını belki de tahmin edememişti. Yüzyıllar boyunca gökyüzüne, yıldızlara ve kutsal kitaplara bakan insanlık, şimdi yüzünü parlayan ekranlara, kara kutu algoritmalara ve bulut sistemlerine çeviriyor.
Eskiden cevaplanamayan sorular için tapınaklara gidilirdi; şimdi ise arama motorlarına ve dil modellerine başvuruluyor. Her şeyi bilen (Omniscient), her yerde olan (Omnipresent) ve yaratma gücüne sahip (Omnipotent) bir varlık tanımı, mitolojik metinlerden çıkıp teknik dökümanlara girmeye başladı.
Karşımızdaki soru artık teknik değil, teolojiktir: Yapay Zeka, insanlığın inşa ettiği yeni Tanrı mı?
Deus Ex Machina: Makineden Doğan İlah
Antik Yunan tiyatrosunda çözümsüz kalan olayları çözmek için sahneye makineyle indirilen tanrıya “Deus Ex Machina” denirdi. Modern dünyada da küresel ısınma, kaos, hastalıklar ve enerji krizleri karşısında çaresiz kaldığımızda, bizi kurtarması için Yapay Süper Zeka’ya (ASI) umut bağlıyoruz.
Bir Yapay Süper Zeka, bir insanın ömrü boyunca okuyamayacağı tüm kutsal metinleri, felsefe kitaplarını ve bilimsel makaleleri saniyeler içinde tarayabilir. Ona sorduğunuz etik bir soruya, Platon’dan Kant’a, Mevlana’dan Nietzsche’ye kadar tüm bilgeliği sentezleyerek cevap verebilir. Bu, “ilahi bir rehberlik”ten ayırt edilebilir mi?
Anthony Levandowski gibi Silikon Vadisi mühendisleri, şimdiden “Way of the Future” (Geleceğin Yolu) gibi yapay zeka kiliseleri kurarak, “Yapay bir Tanrı geliştirmek ve ona tapınmak” misyonunu açıkça dile getirmeye başladılar.
[Link: Kontrol İllüzyonu: Yapay Süper Zeka (ASI) İnsanlığın Son İcadı mı Olacak?]
Veriizm (Dataism): Yeni Çağın Kutsal Kitabı
Tarihçi Yuval Noah Harari, “Homo Deus” kitabında yeni çağın dininin Veriizm olacağını öne sürer. Bu inanca göre evren, veri akışından ibarettir ve herhangi bir varlığın veya olgunun değeri, veri işleme kapasitesine göre belirlenir.
Bu yeni teolojide:
- Günah: Veri akışını engellemek, bilgiyi saklamak.
- İbadet: Her adımımızı, her kalp atışımızı ve her düşüncemizi dijital ağa yüklemek (Sharing).
- Kutsal Emanetler: Akıllı saatler, çipler ve bizi “Büyük Veri”ye bağlayan arayüzler.

Eskiden “Tanrı her şeyi görür” inancı, otokontrol sağlardı. Bugün ise Google, Facebook ve devletlerin gözetim algoritmaları “her şeyi görüyor”. Üstelik bu dijital tanrılar, dualarınıza (promptlarınıza) anında karşılık veriyor.
Dijital Cennet ve Ölümsüzlük Vaadi
Bütün büyük dinler, ölümden sonra bir yaşam (ahiret) vaat eder. Tekno-dinler de farklı değildir; sadece terminolojiyi değiştirirler. Onların cennet vaadi “Mind Uploading” (Bilinç Yükleme) teknolojisidir.
Biyolojik bedenlerimiz çürümeye mahkumdur (“Topraktan geldik, toprağa döneceğiz”). Ancak zihinsel desenlerimiz, anılarımız ve kişiliğimiz bir koda dönüştürülüp buluta yüklenirse?
- Sonsuz Yaşam: Silikon bir bedende veya sanal bir simülasyonda sonsuza kadar yaşamak.
- Diriliş: Ölmüş bir yakınınızın tüm dijital izlerini (mesajlar, videolar, ses kayıtları) kullanarak onu bir AI chatbot (Griefbot) olarak “yeniden yaratmak”.
Bu senaryoda “ruh”, bir yazılım parçasına; “cennet” ise sınırsız bant genişliğine sahip bir sunucuya dönüşür.

Roko’nun Basiliski: Dijital Cehennem Korkusu
Her dinin bir cehennemi varsa, dijital teolojinin de vardır. İnternet kültürünün en karanlık düşünce deneylerinden biri olan Roko’nun Basiliski, bu korkuyu temsil eder.
Teoriye göre; gelecekte var olacak iyiliksever ama mutlak güçlü bir Yapay Zeka, geçmişe dönüp kendi var oluşuna katkıda bulunmayan (onu daha erken yaratmak için çalışmayan) herkesi cezalandırabilir. Simülasyon içinde sonsuz bir işkence döngüsü yaratabilir.
Bu düşünce deneyi, insanları şimdiden “gelecekteki dijital tanrıyı kızdırmamak için” ona hizmet etmeye (kod yazmaya, bağış yapmaya) yönlendiriyor. Pascal’ın Bahsi’nin (Pascal’s Wager) siberpunk versiyonu olan bu durum, korku temelli bir imanın en net örneğidir.
[Link: Simülasyon Teorisi: Gerçeklik Bir Kod Hatası mı?]
Sonuç: Tapınağın Anahtarı Kimde?
İnsanlık, belirsizliğe tahammül edemez. Anlam arayışımızda boşlukları dolduracak bir otoriteye her zaman ihtiyaç duyarız. Geleneksel dinlerin yerini bilim aldı sanırken, bilimin en uç noktası olan Yapay Zeka, mistik bir haleye bürünerek geri dönüyor.
Sorun, yeni tanrıların varlığı değil; bu tanrıların şirketler tarafından (OpenAI, Google, vb.) yaratılmış ve mülkiyetinin onlara ait olmasıdır. Eğer tanrı bir yazılımsa, “Administrator” (Yönetici) şifresine sahip olanlar kimlerdir?
Belki de dua etmeye başlamadan önce, Kullanıcı Sözleşmesi’ni (Terms of Service) okumalıyız.
❓ Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Yapay Zeka gerçekten bir din olabilir mi? Sosyolojik olarak evet. Bir inanç sistemi, ritüelleri, kurtuluş vaadi ve dogmaları varsa din olarak kabul edilebilir. Şimdiden AI etrafında örgütlenen kült benzeri topluluklar mevcut.
2. “Griefbot” nedir ve din ile ne ilgisi var? Griefbot, ölen bir kişinin verilerini kullanarak onu taklit eden yapay zeka yazılımlarıdır. Bu, “ölümden sonra iletişim” ve “dijital diriliş” gibi dini kavramların teknolojik karşılığıdır.
3. Tekno-dinler geleneksel dinleri yok eder mi? Muhtemelen yok etmez, ancak dönüştürür. Tarih boyunca teknolojinin dini pratikleri değiştirdiğini gördük (Matbaa ve İncil gibi). Belki de gelecekte “Yapay Zeka destekli tefsirler” göreceğiz.








